|
GunesinGozu
|
 |
« Yanıtla #7 : 25 Mayıs, 2010, 22:05:49 » |
|
yeşim cim çok anlamlı bir paylaşım , müslüman türk ler tarihin her devresinde haksız görülmüş ve ezilmek istenilmişlerdir , Allah izin vermediği sürece hiç kimse ezemiyecek , bir gün elbet bizde bardak çuvalı nı sallayıveririz uçurumdan kimbilir , yada aşağıda bu konuya ithafen aktardığım hikaye deki gibi Allah u teala o kafirleri bir hamam böceğine mecbur bırakıverir ne dersin 
 Baba erenler bir gün hamama gitmis. Güzelce yikanmis, temizlenmis, göbek tasina uzanip keyif çatmaya baslamis. Derken, gözü hamamin içinde dolasan, milletin ayaklari altinda ezilen hamam böceklerine takilmis. Bektasi ister istemez düsünmüs ve içinden Allah'a seslenmis: Yüce Allah'im, hikmetinden sual olunmaz, lakin ne diye su hamam böceklerini yarattin Zavalli hayvanlar, hepsi de kara kuru, çirkin, hiçbir ise yaramaz. Bir de böyle hamam köselerinde ordan oraya kostururlar, çile çekerler, ayak altinda ezilirler. Bektasi biraz daha fikredip hamam sefasini tamamlamis ve evine dönmüs.
Aradan haftalar geçmis. Bir gün baba erenlerin kaba etinde bir kasinma baslamis. Ama ne kasinma ! Önce tatli tatli kasinirken , bektasi artik dayanamaz olmus. Kasindikça kasinmis, kaba etleri yara bere içinde kalmis. İs zevk vermekten çikip adeta bir iskenceye dönüsmüs . Erenler artik sirtüstü yatamaz, oturamaz olmus. Tanidigi ne kadar doktor varsa hepsine kaba etlerini göstermis, bir çare bulamamislar. Bektasi cani aciya aciya kaba etlerini ovaliyor, resmen sakir sakir kan akiyormus. Sonunda, al canimi ya Allah diye dualar etmis.
Nihayet baba erenlere sifali otlar kullanarak her hastaligi iyilestiren bir kocakariyi tavsiye etmisler. Erenler, çaresiz, kadini çagirmis, cilk yara olan kaba etini ona da göstermis. Kadin, Bektasiye, derhal usagini hamama gönder. Bulabildigi kadar hamam böcegi toplasin, demis. Söyledigini yapmislar. Sifaci kadin getirilen böcekleri bir tokaçla güzelce ezmis. Içine çesitli otlar katmis, macun kivaminda bir merhem hazirlamis, bektasinin kaba etlerine sürmüs. Bu merhemi iki hafta boyunca düzenli kullanirsaniz hiçbir seyiniz kalmaz demis ve gitmis.
Hakikaten birkaç hafta sonra bektasi tamamen iyilesmis. Iyilestikten sonra bektasi bir is geregi deniz Yolculuguna çikmis. Gemi güzel güzel ilerlerken birden firtina kopmus. Dev gibi dalgalar gemiyi sanki bir findik kabugu gibi ordan oraya savurmaya baslamis.Kaptan duruma bakmis, yolculari çagirmis ve onlara seslenmis: -Bu firtinaya dayanamayiz. Isimiz Allah'a kaldi ! Herkes dua etsin, belki yüce Allah halimize acir, firtinayi uzaklastirir. i: Bunun üzerine yolcular bildikleri bütün dualari okumuslar. Kimisi adaklar adiyor, kimisi eger kurtulursa yüzlerce fakiri doyuracagini falan söylüyormus. Içlerinde sadece baba erenler, diger yolculara aldirmadan piposunu yakmis firtinayi seyrediyormus. Bunu gören kaptan, bektasiyi azarlamis: - Bre zindik, herkes dualar ediyor, sen niye bize katilmiyorsun ? O zaman erenler cevabi yapistirmis: - Bak, kaptan efendi, ben cenab-i Allah'in isine bir defa karistim, aylarca götümün üstüne oturamadim ! Bundan sonra asla isine karismam. Gemi onun, ister batirir, ister çikarir. sevdam..ben bunu görmemiştimm.. bak, görüntülerini hiç sevmedim ma gerçekten de neden yaratıldılar diye hhiç şikayet etmedim.. rabbim neylerse en güzelini eyler:)
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
GERİ DÖNMEK İSTEYENİN GEÇMEMESİ GEREKEN BÖLGESİNE AYAK BASTIM HAYATIN..
dante(ilahi komedya)
|
|
|
|
...MaSaL...
|
 |
« Yanıtla #6 : 24 Mayıs, 2010, 23:05:01 » |
|
yeşim cim çok anlamlı bir paylaşım , müslüman türk ler tarihin her devresinde haksız görülmüş ve ezilmek istenilmişlerdir , Allah izin vermediği sürece hiç kimse ezemiyecek , bir gün elbet bizde bardak çuvalı nı sallayıveririz uçurumdan kimbilir , yada aşağıda bu konuya ithafen aktardığım hikaye deki gibi Allah u teala o kafirleri bir hamam böceğine mecbur bırakıverir ne dersin 
 Baba erenler bir gün hamama gitmis. Güzelce yikanmis, temizlenmis, göbek tasina uzanip keyif çatmaya baslamis. Derken, gözü hamamin içinde dolasan, milletin ayaklari altinda ezilen hamam böceklerine takilmis. Bektasi ister istemez düsünmüs ve içinden Allah'a seslenmis: Yüce Allah'im, hikmetinden sual olunmaz, lakin ne diye su hamam böceklerini yarattin Zavalli hayvanlar, hepsi de kara kuru, çirkin, hiçbir ise yaramaz. Bir de böyle hamam köselerinde ordan oraya kostururlar, çile çekerler, ayak altinda ezilirler. Bektasi biraz daha fikredip hamam sefasini tamamlamis ve evine dönmüs.
Aradan haftalar geçmis. Bir gün baba erenlerin kaba etinde bir kasinma baslamis. Ama ne kasinma ! Önce tatli tatli kasinirken , bektasi artik dayanamaz olmus. Kasindikça kasinmis, kaba etleri yara bere içinde kalmis. İs zevk vermekten çikip adeta bir iskenceye dönüsmüs . Erenler artik sirtüstü yatamaz, oturamaz olmus. Tanidigi ne kadar doktor varsa hepsine kaba etlerini göstermis, bir çare bulamamislar. Bektasi cani aciya aciya kaba etlerini ovaliyor, resmen sakir sakir kan akiyormus. Sonunda, al canimi ya Allah diye dualar etmis.
Nihayet baba erenlere sifali otlar kullanarak her hastaligi iyilestiren bir kocakariyi tavsiye etmisler. Erenler, çaresiz, kadini çagirmis, cilk yara olan kaba etini ona da göstermis. Kadin, Bektasiye, derhal usagini hamama gönder. Bulabildigi kadar hamam böcegi toplasin, demis. Söyledigini yapmislar. Sifaci kadin getirilen böcekleri bir tokaçla güzelce ezmis. Içine çesitli otlar katmis, macun kivaminda bir merhem hazirlamis, bektasinin kaba etlerine sürmüs. Bu merhemi iki hafta boyunca düzenli kullanirsaniz hiçbir seyiniz kalmaz demis ve gitmis.
Hakikaten birkaç hafta sonra bektasi tamamen iyilesmis. Iyilestikten sonra bektasi bir is geregi deniz Yolculuguna çikmis. Gemi güzel güzel ilerlerken birden firtina kopmus. Dev gibi dalgalar gemiyi sanki bir findik kabugu gibi ordan oraya savurmaya baslamis.Kaptan duruma bakmis, yolculari çagirmis ve onlara seslenmis: -Bu firtinaya dayanamayiz. Isimiz Allah'a kaldi ! Herkes dua etsin, belki yüce Allah halimize acir, firtinayi uzaklastirir. i: Bunun üzerine yolcular bildikleri bütün dualari okumuslar. Kimisi adaklar adiyor, kimisi eger kurtulursa yüzlerce fakiri doyuracagini falan söylüyormus. Içlerinde sadece baba erenler, diger yolculara aldirmadan piposunu yakmis firtinayi seyrediyormus. Bunu gören kaptan, bektasiyi azarlamis: - Bre zindik, herkes dualar ediyor, sen niye bize katilmiyorsun ? O zaman erenler cevabi yapistirmis: - Bak, kaptan efendi, ben cenab-i Allah'in isine bir defa karistim, aylarca götümün üstüne oturamadim ! Bundan sonra asla isine karismam. Gemi onun, ister batirir, ister çikarir. 
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Bilinmezlerde kaybolmusum.Etrafim sessiz kulağim sanki sağır. Duymuyorum, içime kapanmışım sadece KALBİMİN atışlari.Duyuyorum, hissediyorum savaşim KENDİMLE savaşim SEVGİMLE savaşim "O"NLA...BİLİNMİYENİMLE...
|
|
|
|
...MaSaL...
|
 |
« Yanıtla #5 : 24 Mayıs, 2010, 23:05:18 » |
|
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Bilinmezlerde kaybolmusum.Etrafim sessiz kulağim sanki sağır. Duymuyorum, içime kapanmışım sadece KALBİMİN atışlari.Duyuyorum, hissediyorum savaşim KENDİMLE savaşim SEVGİMLE savaşim "O"NLA...BİLİNMİYENİMLE...
|
|
|
|
...MaSaL...
|
 |
« Yanıtla #4 : 24 Mayıs, 2010, 22:05:42 » |
|
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Bilinmezlerde kaybolmusum.Etrafim sessiz kulağim sanki sağır. Duymuyorum, içime kapanmışım sadece KALBİMİN atışlari.Duyuyorum, hissediyorum savaşim KENDİMLE savaşim SEVGİMLE savaşim "O"NLA...BİLİNMİYENİMLE...
|
|
|
|
SEVDA-CRAZY-WOMAN
|
 |
« Yanıtla #3 : 24 Mayıs, 2010, 13:05:30 » |
|
yeşim cim çok anlamlı bir paylaşım , müslüman türk ler tarihin her devresinde haksız görülmüş ve ezilmek istenilmişlerdir , Allah izin vermediği sürece hiç kimse ezemiyecek , bir gün elbet bizde bardak çuvalı nı sallayıveririz uçurumdan kimbilir , yada aşağıda bu konuya ithafen aktardığım hikaye deki gibi Allah u teala o kafirleri bir hamam böceğine mecbur bırakıverir ne dersin 
 Baba erenler bir gün hamama gitmis. Güzelce yikanmis, temizlenmis, göbek tasina uzanip keyif çatmaya baslamis. Derken, gözü hamamin içinde dolasan, milletin ayaklari altinda ezilen hamam böceklerine takilmis. Bektasi ister istemez düsünmüs ve içinden Allah'a seslenmis: Yüce Allah'im, hikmetinden sual olunmaz, lakin ne diye su hamam böceklerini yarattin Zavalli hayvanlar, hepsi de kara kuru, çirkin, hiçbir ise yaramaz. Bir de böyle hamam köselerinde ordan oraya kostururlar, çile çekerler, ayak altinda ezilirler. Bektasi biraz daha fikredip hamam sefasini tamamlamis ve evine dönmüs.
Aradan haftalar geçmis. Bir gün baba erenlerin kaba etinde bir kasinma baslamis. Ama ne kasinma ! Önce tatli tatli kasinirken , bektasi artik dayanamaz olmus. Kasindikça kasinmis, kaba etleri yara bere içinde kalmis. İs zevk vermekten çikip adeta bir iskenceye dönüsmüs . Erenler artik sirtüstü yatamaz, oturamaz olmus. Tanidigi ne kadar doktor varsa hepsine kaba etlerini göstermis, bir çare bulamamislar. Bektasi cani aciya aciya kaba etlerini ovaliyor, resmen sakir sakir kan akiyormus. Sonunda, al canimi ya Allah diye dualar etmis.
Nihayet baba erenlere sifali otlar kullanarak her hastaligi iyilestiren bir kocakariyi tavsiye etmisler. Erenler, çaresiz, kadini çagirmis, cilk yara olan kaba etini ona da göstermis. Kadin, Bektasiye, derhal usagini hamama gönder. Bulabildigi kadar hamam böcegi toplasin, demis. Söyledigini yapmislar. Sifaci kadin getirilen böcekleri bir tokaçla güzelce ezmis. Içine çesitli otlar katmis, macun kivaminda bir merhem hazirlamis, bektasinin kaba etlerine sürmüs. Bu merhemi iki hafta boyunca düzenli kullanirsaniz hiçbir seyiniz kalmaz demis ve gitmis.
Hakikaten birkaç hafta sonra bektasi tamamen iyilesmis. Iyilestikten sonra bektasi bir is geregi deniz Yolculuguna çikmis. Gemi güzel güzel ilerlerken birden firtina kopmus. Dev gibi dalgalar gemiyi sanki bir findik kabugu gibi ordan oraya savurmaya baslamis.Kaptan duruma bakmis, yolculari çagirmis ve onlara seslenmis: -Bu firtinaya dayanamayiz. Isimiz Allah'a kaldi ! Herkes dua etsin, belki yüce Allah halimize acir, firtinayi uzaklastirir. i: Bunun üzerine yolcular bildikleri bütün dualari okumuslar. Kimisi adaklar adiyor, kimisi eger kurtulursa yüzlerce fakiri doyuracagini falan söylüyormus. Içlerinde sadece baba erenler, diger yolculara aldirmadan piposunu yakmis firtinayi seyrediyormus. Bunu gören kaptan, bektasiyi azarlamis: - Bre zindik, herkes dualar ediyor, sen niye bize katilmiyorsun ? O zaman erenler cevabi yapistirmis: - Bak, kaptan efendi, ben cenab-i Allah'in isine bir defa karistim, aylarca götümün üstüne oturamadim ! Bundan sonra asla isine karismam. Gemi onun, ister batirir, ister çikarir.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
 .
|
|
|
meltem35
Sr. Member
  
Karma: 2
Çevrimdışı
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 305
İNADINA GÜLÜMSE HAYATA
|
 |
« Yanıtla #2 : 22 Mayıs, 2010, 22:05:33 » |
|
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
|
|
|
|
GunesinGozu
|
 |
« Yanıtla #1 : 22 Mayıs, 2010, 22:05:56 » |
|
yeşiimmm..
ne diyim ben sana???. yavrum sen harikasınn 
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
GERİ DÖNMEK İSTEYENİN GEÇMEMESİ GEREKEN BÖLGESİNE AYAK BASTIM HAYATIN..
dante(ilahi komedya)
|
|
|
|
...MaSaL...
|
 |
« : 22 Mayıs, 2010, 21:05:58 » |
|
*HAMAL: *
*Eskiden Mardin'in en zengin adamı Abbas Galo'du Toptancılık yapardı. 3 Ford kamyonu vardı. Kimsenin doğru dürüst evi yokken Cumhuriyet Meydanı'nda 5 katlı apartmanı vardı.
Bu işini bilen adam şakacı ve muzipti. Bir gün Suriye'den bir çuval bardak getirmiş. Hamala demiş ki: "Sana bugün para mı vereyim, nasihat mi?" Hamal biraz düşünmüş. "Bugüne kadar hep para verdin. Bugün de nasihat ver!"
O halde taşı şu çuvalı!" demiş bizimki. Hamal çuvalı taşımış, birlikte yürümüşler. Yolda önceleri hiç konuşmamış Abbas Galo. Apartmanı n girişinde konuşmaya başlamış: "Eğer köyünde, bütün köylüler sana çalışacağız, seni muhtar yapacağız derlerse inanma!"
Hamal, "Eeeeeyyy?" demiş birinci katın merdiven arasında.
"Seni belediye başkanı yapacağız deseler, davul zurna çalıp oynasalar? İnanma!"
"Eeeeeyyy?" demiş hamal ikinci katın merdiven sahanlığında.
"Eğer bütün halk, muhtarlar, belediye başkanları sana kalk, seni milletvekili yapacağız deseler inanma!"
"Eeeeeyyy?" demiş bir sonraki nasihati dinlemek isteyen hamal üçüncü katta.
"Eğer bütün halk ve partililer seni bakan yapacağız derlerse sakın inanma!"
"Eeeeeyyy?" demiş taşıdığı yükün altında imanı gevreyen hamal farklı bir nasihat dinlemek umuduyla dördüncü katın merdiven sahanlığında.
"Eğer bütün milletvekilleri ve halk toplansa, seni başbakan yapacağız deseler, davul zurna ile gelseler, sakın inanma!" demiş beşinci katın merdivenlerini çıkarken Abbas Galo.
** Yorgunluktan canı çıkan tepesi atan hamal beşinci kattaki merdiven sahanlığındaki pencereden bardak dolu çuvalı aşağı atmış. Olanları ağzı açık bir şekilde seyreden bizimkine hamal şöyle seslenmiş:
"Sen de git bak, eğer bir bardak sağlam kalmışsa sen de inanma!.. Ulan eşek oğlu eşek! Ben bir garip hamal adamım, bana ne lâzım milletvekili, başbakan olmak?..Sen bana 3 kuruş fazla parayı nasıl kazanırım? Onun yolunu söylesene
Her gün siyasetçilerin nutuklarını dinliyoruz. Milli gelir şu kadar olacak, şöyle kalkınıyoruz, böyle büyüyoruz...(Oysa bütün kadınlarımız türban takmış, erkeklerimiz kadınlarla tokalaşmıyor, dinci ve aşırı sağcı olmuşu z!) Oysa evi barkı olmayan bizler, parası pulu olmayan bizler; milyon dolarları, villaları, fabrikaları, şirketleri olanlar onlar.
Savaşa giden bizim çocuklarımız. Onların ki bedelli askerlik yapar. Bizim çocuklarımızı imam hatibe yollamak isterler, kendilerinki Amerikalarda özel okullarda okur. Oysa biz aç, sefil ve çaresiziz.
Onların çikolata, perde, yumurta fabrikaları vardı. Bizimse hastalansak doktora gidecek paramız yok. Ama bizi de bu ülkeyi kendileri kadar(?!) sevmeye zorladılar(!)
Bize yıllardır cam dolu çuval taşıttılar ama biz Abbas Galo'nun hamalı kadar olamadık. O çuvalı koruyarak taşıdık.
Onlar din, iman, vatan, bayrak, millet edebiyatıyla ense yapıp köşe oldular. Bu kutsal kavramları ticarete döktüler. Biz inançsız ve vatan haini olduk(?!)
Türk komprador burjuvazisi ve Kürt toprak ağaları-Kürt burjuvazisini de yaratarak-bu ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını aralarında bölüştüler. Yalancıktan bir bölücülük(?!) oyunu buldular, biz inandık ve oynadık, onlar gülüp seyrettiler. * *Önlerimize bir demokrasicilik oyunu koydular. Onlar hep milletvekili, belediye başkanı oldular; biz, muhtar bile olamadık! Onları hep seçtik ama hiç seçilmedik.
**O çuvalı bize iyi taşıttılar. Biz de sadık insanlar çıktık. O çuvalı iyi tuttuk, hiç yere bırakmadık. Bizi uyuttular! Ama hiç Abbas Galo'nun çuvalını taşıyan hamal kadar tepki veremedik!
Bu konuyu Bir fıkra ile bağlayım istedim...
*Baba Erenler, Camiide yaşlı bir adam görmüş. * *Köşede bir yere çökmüş dua ediyor. * *Adama kulak kabartmış Erenler. * *-Allahım, görmeyen gözümü gördür.' * *-Allahım, kulaklarım da duymaz, işittir.' * *-Allahım, ellerim de tutmaz oldu, tuttur.' * *-Allahım, ayaklarım da basmaz oldu bastır.' * *-Allahım, saçlarım da çıkmaz oldu, yenisini çıkar.' * *-Allahım, dişlerim de döküldü, yenisini ver.' * *Baba Erenler dinlemiş, dinlemiş... Sonra tutamamış kendini. * *-Be adam, Allah seninle uğraşacağına yenisini yapar.
* İşte halimiz bu bizim.
|
|
|
|
|
Kayıtlı
|
Bilinmezlerde kaybolmusum.Etrafim sessiz kulağim sanki sağır. Duymuyorum, içime kapanmışım sadece KALBİMİN atışlari.Duyuyorum, hissediyorum savaşim KENDİMLE savaşim SEVGİMLE savaşim "O"NLA...BİLİNMİYENİMLE...
|
|
|
|