siir__tadinda SiirTadinda
20 Mayıs, 2012, 21:05:42 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Arkadaşlar Sitemize Seo Eklentisi Kurulmuştur. Bunun faydası Google'de Ön Sıralara Çıkmamızı sağlayacaktır. Adres çubuğunda eskiden linklere tıkladığınızda siirtadinda.com/forum/index.php?topic=xx şeklinde gözüküyordu şimdi ise siirtadinda.com/forum/konu-basligi şeklinde gözükmektedir. Hayırlı Olsun {$default_smiley_smiley}
 
   Ana Sayfa   Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Demokrasiye geçiş sancıları ve terör  (Okunma Sayısı 2512 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
SEVDA-CRAZY-WOMAN
Global Moderator
******

Karma: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5,115


ÖYLE BİR ANDA GEL Kİ VAZGEÇMEK MÜMKÜN OLMASIN


Site
« Yanıtla #3 : 26 Haziran, 2010, 12:06:41 »

bilgilendirici blogunuz için tşk.ler canbaba alkis
Kayıtlı


 



*** PaYLaSıMLaR öDüLLeNDiRiLDik Ce CoGaLıR *** SuaN VeReBiLeCeGiNiZ eN GüZeL öDüL *** SaDeCe BiR TaNeCiK YoRuMDuR ***.
...MaSaL...
Administrator
********

Karma: 7
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5,154


Sen solumda kara bir leke gibi durdukca. Bedenim


« Yanıtla #2 : 22 Haziran, 2010, 19:06:49 »

Paylaşim için tsk... canbaba
Kayıtlı

Bilinmezlerde kaybolmusum.Etrafim sessiz kulağim sanki sağır. Duymuyorum, içime kapanmışım sadece KALBİMİN atışlari.Duyuyorum, hissediyorum savaşim KENDİMLE savaşim SEVGİMLE savaşim "O"NLA...BİLİNMİYENİMLE...

 






PaYLaŞıMLaR öDüLLeNDiRiLDikCe CoGaLıR ŞuaNVeReBiLeCeGiNiZ eN GüZeL öDüL SaDeCe BiR TaNeCiK YoRuMDuR
___ERDiNÇ___
Administrator
********

Karma: 50
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2,790



« Yanıtla #1 : 22 Haziran, 2010, 15:06:59 »

bilgilendirici blogunuz için teşekkürler arkadaşım...
Kayıtlı



PaYLaŞıMLaR öDüLLeNDiRiLDikCe CoGaLıR ŞuaNVeReBiLeCeGiNiZ eN GüZeL öDüL SaDeCe BiR TaNeCiK YoRuMDuR

...
canbaba
Ziyaretçi
« : 22 Haziran, 2010, 12:06:31 »


DEMOKRASİYE  GEÇİŞ  SANCILARI  VE  TERÖR


 

 

1951 Seçimlerinin  ardından  demokrat  partinin  iş başına  gelmesiyle  birlikte  Devletçilikten  Özel  sektöre  kayış  başlamış, Amerikan  yardımlarıyla ülkemizde  sanayice  ilerlemenin  önüne  geçilmiş, daha fazla  hürriyet, daha  fazla  demokrasi  adı  altında  dinci  kesime yönelik  özgürlük  ve  demokrasi  gelmiş  ve  bu  gelişmeye  engel  olacak  kavramlar  laiklik  başta  olmak  üzere  budanmış,  yabancıların  daha  fazla  söz  sahibi  olmaları  açısından  devlete  ait  neler  varsa  satılmış, Cumhuriyete  karşı  ‘İkinci  Cumhuriyetçiler’  çıkarak Atatürk ilkelerinin önüne  geçilmiştir.12  eylülle  birlikte  1980  öncesi sağ  sol  çatışmalarıyla birbirine  kırdırılan  gençlik, kendilerinin kullanıldıklarını  anladıklarında  artık  kendileri  için  vakit  çok  geçti. Sermaye 1970  öncesi  bilinçsizliklerinin  ve  tecrübesizliklerinin zararlarını  gördüklerinden,  sermayeye  karşı  çıkan sol  örgütlenmenin  karşısında  ülkücü  gençliği kullanmıştır. 1980  ihtilaline  kadar gençlerin birbirlerini  yok  etmelerinde  kapitalizm sistemli  olarak oldukça  güçlenmiş,  buna  karşın  işçi  köylü,  memur kesimi de  kendi  davalarının  takipçileri  olmak  açısından  bir  sınıf  oluşturmuşlardır.  Yani  emekçi kesimi de  birçok  yandaşını yitirmesine rağmen  güçlenmişlerdir. Tabiî ki  bu  kamplara  ayrılmayı da  beraberinde  getirmiştir.

            Düşünün  bir kere, 27 mayıs  ihtilali  olmuş,  devrimci  bir  anayasa  kabul  edilmiş.(BU  anayasa ki  halkın,  yani  toplum kesimlerinin  düşüncelerinin  önünde  bir anayasa)Gençler  emperyalizme karşı yürüyerek İstanbul’da  6.  filoyu  defol  git diye karşılamışlardır. Deniz  Gezmiş  ve  arkadaşları  devrimin bir  kıvılcımı  olmuş,  ama  ne yazık ki  faşizmin  gücü bu  üç  fidanını   asmakla  kurtulacaklarını  sanmışlar,  Deniz  gezmiş  ve  arkadaşları idam  edilmiş    12  eylüle  böyle  gelinmiştir.

            Siyasiler  mecliste  reisicumhurunu  seçememiş,  sağ  sol  karmaşası  mecliste de  devam  etmiş,  halkın   12  eylülü  bir  kurtuluş  olarak  görmesine kadar  müdahalesini özellikle  sürdüren  ordu  12  Eylüle  gelindiğinde  darbe  yaparak  yönetime  el  koymuştur.

 Oysa  gençlerimiz  12  eylülle birlikte  faili meçhullerle ve  işkencedeki  ölümlerle  bir  girdabın  içine  sokulmuş  Hapishaneler   sağcı  ve  solcu  gençlerle  doldurulmuştur. İşte  bütün  bu  olaylarda  Türkiye  başta  Amerika  olmak  üzere  harici  güçlerle  hep  dışarıdan  yönetilmişlerdir. Barış  gönüllüleri  denmiş memleketimiz  karış  karış  gezilmiş,  köylümüzün  yani  halkımızın  örf  ve  adetlerinden  inanışlarına,  kimliklerinden  milliyetçilik duygularına,  dil  ve  lehçelerinden   siyasi  görüşlerine   kadar  Amerikan  casusları(Barış  Gönüllüleri) tarafından öğrenilmiş  öğrenilen  bilgilere  göre  Türkiye’nin  haritaları  çıkarılmış  ve bu  konular karşısında aleyhimize  geliştirilecek  stratejiler  oluşturulmuş  ve  bu  oluşturulan  stratejileri  savunan  kendi  gençlerimiz  Amerika da  burslu  olarak  okutulmuş  ve  Türkiye’ye  gelip  belirli  kilit  noktalarına  atandıklarında  Amerikan  siyasetini  savunmuşlardır.

 

            Türkiye  üzerindeki emellerinin  koruyucuları  ve  kollayıcıları  olarak  Avrupa  ülkeleri de  tabiî ki  boş  durmamışlardır. Demokrasimizin  önündeki  engellerin  kaldırılması da  Avrupa  Birliği  standartlarına  uygun  olarak  ele  alınmış  Avrupa  birliğine  alınmayacağını  bilmemize  rağmen  halkımızda  bir  Avrupa  birliğine  girme rüyaları  yaratılmış,  serbest  dolaşım,  bol para  kazanmak  gibi  halkımızın  özlemleri  hep  canlı  tutulmuş  ve AB ye üye  olmak   iktidarlarda oy  potansiyelini artırma  konusunda  bir  işlev  haline  gelmiştir.

            Türkiye’nin  1996  yılından  itibaren  gümrük  birliğine  girmesiyle  Avrupa’daki   ve  dünyadaki  gelişmiş  ülkeler  düzeyinde  olmayan  sanayimiz  bu  ülkelerle  rekabet  edemez  düzeyde  olduğundan  ülkemizde  birçok  fabrika  kendisine  çekidüzen  verip Avrupa’yla  uyum  sağlarken  birçok  küçük işletmelerde  kapanmıştır. Tarımın  ve  sanayin  devlet  tarafından  korunamaması  sebebiyle  ülkemiz  yabancıların  açık  pazarı  haline  gelmiş  kendi  çiftçisini  destekleyen  ülkeler,  ülkemize  ucuz  pirinç, buğday,mercimek  ve  her  türlü  bakliyat  ürünlerini  satmışlar. Emeğinin karşılığını  alamayıp  zarar  eden köylümüz  ürün  ekmekten  vazgeçmiş  kendi  kendimize  yeterli  olan  bir  ülke pozisyonundan  tarımda da   dışa  bağımlı  bir  ülke  haline  getirilmiştir.  Tabiî ki  sanayimizde de  öyle.  Birçok  fabrikalarımız  kapanmış,  teknolojik  yeniliklerle  donatılamayan  ve  devletin  arpalıkları  pozisyonunda  bulunan ve  sürekli  zarar  eden  eskimiş  teknolojilerle çalışan fabrikalarımız   Avrupa’ya  ayak  uyduramadığından  özelleştirilerek  teker  teker  elimizden  çıkarılmıştır. Artık  Avrupa’nın  işçisini,  çiftçisini  besleyen  sömürge  bir  ülke  konumuna  getirildik. Kendimizle  barışık  bir  toplumken  PKK nın dış  güçlerce  beslenip desteklenmesi  ve  ve  ülkemize  karşı zararlı  yayınlarda  bulunulmasına  göz  yumulması  karşısında  ülkemizdeki  ayrılıkçı  grupların  milli  duyguları,  kimlik  tartışmaları  yaratılarak  infial  noktalarına  kadar  getirilmiş,  en  ufak  olaylarda meydanlara  çıkarak yakıp  yıkmaya  ve  öldürmeye  yönelik  gösterilere  kadar  iş  vardırılmıştır.

            Sorunlarımız  birikerek  gelmiş  hiçbirisi  çözüme  kavuşturulmamış  bir  dağ  gibi  önümüzdedir. Ermeni  meselesinden,  Kıbrıs  meselesine, Kürt  sorunundan  doğalgaz  sorununa, dil  sorunundan, kriz  sorununa, işsizlik  sorunundan  eğitim,  sağlık  yani  aklınıza  ne  gelirse bütün  sorunlara  kadar. Bütün  bu sorunlarla   başa  çıkmak  için  devletin  emniyet  güçleri  ile  halk  karşı  karşıya  getirilmiş  ve  devlet  kendi  bünyesinde  kendine  bağlı  birde  Gladyo   oluşturmuş ve  bu oluşumda  Susurluktaki Mercedes  kazasıyla ortaya  çıkmıştır.

 

Ülkemizin çok  değerli yazarları,  profesörleri, aydınları faili meçhul  suikastlarla  öldürülmüş  hiçbirisi aydınlatılamamıştır. Bu  işleri  halledemeyen  siyasetin elinden  kuvvet  kullanarak olayları  bastırmanın  ötesinde bir  iş  gelmemiştir. Dışarıdan  yönetilmenin neticesi Tarımı, sanayisi  ve  ekonomisi  çökmüş  bir  Türkiye’nin Özelleştirerek  ayakta  kalacağını  sananlar  yanıldıklarını  dışarıya  satacakları  bir şey  kalmadığı  zaman  anlayacaklardır. Şimdi  artık  taviz  verilerek işleri  yürütüyoruz. .  Tabiî ki   buda satılmadık kalan  fabrika  varsa satarak, Kürtçe  tv kanalları  açarak,  buzdolabı  çamaşır  makinesi  ve  gıda  maddeleri  dağıtarak, topraklarımızı  ve  yer altı  zenginliklerimizi  satarak, İMF den borç  para  alarak  ayakta  kalmaya  çalışılmaktadır.  İşte  29  mart  seçimleri   yapılmış  baştaki  iktidar  kan  kaybetse de  ne  değişmiştir. Halkımız  layık  olduğu  veçhile yönetilmeye  devam  edilecektir.

            Yeni  Amerikan  başkanı Obama  geldi  20 milyar  dolar olarak  İMF nin  vereceği  kredi   ne  gibi  tavizler  verildi de    İMF nin  45  milyar  dolar  gibi  yüksek  bir  meblağa  ulaştırılmıştır. Acaba bu  tavizler  içinde Ermenistan’la  sınır açılırsa, Kıbrıs’ta  Rumlara  taviz  verilirse, Irakta  Kürtlere  tavizler  verilirse gibi   koşullar  ileri  sürülmüş müdür diye  insan  kendi  kendine  sormaktan da  kendini  alamıyor.

            Daha  bu gelişimin  içersine  Ergenekon’u dahil  etmedik. Oysa  Ergenekon  başlı  başına  işlenecek, ele  alınacak  bir  sorunlar  yumağıdır. Şu  anda  suçlanacak  belgeler  yetersiz  olduğu  için  yargılamada  tutuklananların  haksız  yere  yatmalarından  dolayı  yargılayan  savcılarında   yarılanıp  ceza  almalarından  dolayı  sanık  adayları  bırakılmaya  başlanmıştır.

Çok partili  rejimmiş  gibi  görünse de  demokrasinin oturmayışı, seçim  sistemindeki  çarpıklık,  1950 sonrası olguyu  aynen  getirmiş,  2010  lar da  1950 leri  yaşar konumuna  gelmişiz. Tabiî ki  şu  anda Demokrat  Partinin iktidardan  uzaklaştırıldığı  ihtilaller  geleneği   ortadan kalktığı  için 2011 senesine  kadar  baskıcı ve  sindirici  ortama yokluk , yoksulluk  ve İşsizliği de  dahil  ettiğimizde  acaba demokrasiye   nasıl  ulaşırız.  İşte 45 milyar dolarlık  İMF  yardımı   her sene  ödediğimiz  50  milyar liralık  faiz  ödemeleriyle  yatırıma  dönüşmemiş  gelir . İşsizliğin  ve  terörün  zirve  yaptığı  bir duruma  getirilmişiz. Şimdi    daha  fazla  dış  borç,  daha  fazla  dışa  bağımlılık  belimizi  bükmektedir. Milli  gelirin  adaletsizce  dağıtıldığı  bir  ortamda  ne  terör  belasından  kurtulma  şansımız  ne işsizlikten  yoksulluktan ve de   demokrasiye  geçişten   şansımız  var.

 

 

Ahmet  Canbaba
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!