|
joker_isyan
|
 |
« : 29 Aralık, 2011, 14:12:15 » |
|
Hayat… o kadar garip ki hayat… dünya o kadar komik ki… Kocaman burunlu,küçük beyinli insanların çoğunlukta olduğu portakala benzeyen bir kütle parçası.Sewişmeyi,düşünmenin önünde tutan et yığınlarının doldurduğu bir yer… Hayvanların eylemi bellidir;hep bir yerlere koşturmak,karnını doyurmak ve çiftleşmek… Bir an durup düşünün,hayvanlardan ne farkınız var? hayvanlar güdüleriyle hareket eder.yani yaptıkları onlara bir şekilde öğretilmiştir.en akıllı hayvan türüne özgü donanımını en iyi şekilde kullanabilen hayvan değil mi? “Aaa anne bak papağan konuşuyor,ne kadar akıllı” “köpeğim o kadar akıllı ki,ben gelince terliklerimi yanıma getiriyor” Taklit yeteneğinden dolayı yanında sıkça konuşulduğu zaman papağan konuşur.koku alma ve takip etme yeteneğine sahip köpek kendine bu yönde öğretilen her şeyi yapar.ama ne köpek konuşabilir nede papağan terlik getirebilir.akılları yetenekleriyle kısıtlıdır..
bizler de çocukluktan itibaren okula gidiyoruz ya,ordan esti.durmadan öğreniyoruz… ya öğretmenden yada arkadaş etkileşiminden yıllarca öğrenip uyguluyoruz.bu arada düşünmeyi düşünen var mı aranızda.idda ediyorum çok az.size ne öğretilmişse onu uyguladınız hep. Doktor oldunuz,avukat,polis,müşavir,takipçi,çöpçü,- - öğretmen… sizden öncekiler ne olduysa siz de onu oldunuz.bu arada düşünmeyi düşünen varmı?size ne verildiyse onu düşündünüz,çemberinizi kırmayı hiç denemediniz ve kıranları da farklı gördünüz. Deli,çılgın,paranoyak,şizofren… sizden olmayan biri. Hikayelerimi farklı yaşamları bir araya getirip buna birazda hayal gücümü karıştırarak oluşturuyorum. Demek sadece düşünmek yeterli olmuyor.yaşamak ve değişik yaşantıları takip etmek de gerekiyor.değişik yaşantıları takipde sadece yaşamakla mümkün olmuyor.geniş bir çevre gerekir önce,her kesimden.en mükemmel ev hanımından en ateşli orospusuna kadar değişik bir çevre… böyle bir çevreye sahip olmak için de çok gezmek ve araştırmak ve muhakkak tesadüfler gerekiyor ama bu da çok zor… hayatı anlamak hiç kolay değil. Çevrem o kadar çok iyi aile evladıyla doluki… herkes mükemmel.hatasız hiç kimse yok.dediğim dedik,çaldığım düdük.her şeyin doğrusunu ben bilirim.sen kimsinki beni eleştiriyorsun.haddini bil.hepimiz haddimizi bilelim.yanlışları eleştirmeyelim ve eleştirenlere kızalım.sana düşmez,ben böyleyim,işine gelirse… İşime gelmiyor efendim… senin aptalca ve düşüncesizce davranışlarına katlanmak işime gelmiyor.sana beni eleştirme hakkını verdim.gücün yetiyorsa benden doğruysan yüklenebildiğin kadar yüklen.ama ben de doğrularımı savunacağım.haksız çıktığın noktada ağlama… Böyle diyince tartışma daha başlamadan bitiyor. Buraya nerden geldim?koca burunlu,küçük beyinli insanlardan.çok meraklısınız.en ufak bir olağandışılığın çevresinde barikat oluşturuyorsunuz.ve işinize geldiği ölçüde yada bir makineli tüfek sizi yere serene kadar ordan ayrılmıyorsunuz.içinde olduğunuz tv kanalında farklı bir kanal bulma hevesi… Düşünmeyin efendiler,durmadan seyredin.elinize kumandayı alıp bol bol zaplayın,kanaldan kanala zıplayın.nitekim bu iş içinde bulunduğunuz kanalın sorunlarından çoook daha önemli… Aklımda bir kaç konu daha var ama buraya kadar okumak bile sizi yeterince sıkmıştır.uzun yazıları sevmiyorsunuz,karmaşık sorunları sevmediğiniz gibi.buyrun eleştirin beni.yanlışlarımı çekinmeden söyleyin sonuçta en iyi bunu yapıyorsunuz…
12 Temmuz 2008
|