siir__tadinda SiirTadinda
20 Mayıs, 2012, 20:05:12 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Arkadaşlar Sitemize Seo Eklentisi Kurulmuştur. Bunun faydası Google'de Ön Sıralara Çıkmamızı sağlayacaktır. Adres çubuğunda eskiden linklere tıkladığınızda siirtadinda.com/forum/index.php?topic=xx şeklinde gözüküyordu şimdi ise siirtadinda.com/forum/konu-basligi şeklinde gözükmektedir. Hayırlı Olsun {$default_smiley_smiley}
 
   Ana Sayfa   Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Zamansızlık ve Mekansızlığın Bilimsel İzahı  (Okunma Sayısı 1170 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
___ERDiNÇ___
Administrator
********

Karma: 50
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2,790



« Yanıtla #2 : 15 Haziran, 2010, 23:06:22 »

teşekkürler
Kayıtlı



PaYLaŞıMLaR öDüLLeNDiRiLDikCe CoGaLıR ŞuaNVeReBiLeCeGiNiZ eN GüZeL öDüL SaDeCe BiR TaNeCiK YoRuMDuR

...
SEVDA-CRAZY-WOMAN
Global Moderator
******

Karma: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5,115


ÖYLE BİR ANDA GEL Kİ VAZGEÇMEK MÜMKÜN OLMASIN


Site
« Yanıtla #1 : 14 Haziran, 2010, 09:06:52 »



Evrenin oluşumuyla ilgili bazı Kuran ayetleri:


“O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık. Her canlı şeyi sudan oluşturduk. ………” Enbiya 30

“Gün olur, göğü, yazı tomarlarını dürer gibi düreriz. İlk yaratılışta başladığımız gibi onu baştan yaparız. Üzerimizde bir vaat olarak biz bunu mutlaka yapacağız.“ Enbiya 104

“Göğe gelince, biz onu ellerimizle kurduk, biz elbette genişleticileriz. ” Zariyat 47“Yaratışta/yaratılmışlarda dilediğini artırır O.” Fatir 1

“…O her an yeni bir iş ve oluştadır.” Rahman 29


Yani evrenin yaratılışı tek bir enerjinin parçalanmasından vücut bulmuş, kıyametten sonraki ikinci oluşum/oluşumlar da yine böyle bir parçalanma ve toplama olayı şeklinde vücut bulacak/bulmaktadır Kuran’a göre. Evrenin büzüşerek, kapanmayla son bulacağı ve tekrar baştan başlanacağı anlaşılmaktadır. Bu da bir nevi kara delikler teorisine uygun düşüyor. Bahsedilen büzüşme ve kapanma yani maddedin enerjiye dönüşümü Kara deliklerde gerçekleşebilir ya da başka şekilde. Kıyamet bu olabilir. Oradan yeniden enerji maddeye dönüşür. Evren sürekli genişlemekte ve yenilenmektedir. Varlık ve evren sonsuz değildir ama sınırsızdır, ve oluş bir süreç halinde hala yeni varlıklar, boyutlar ve imkanlar ortaya çıkarmaya devam etmektedir.

Kuran böyle derken bilim adamlarının tahminleriyle de örtüşüyor. Onlara da bakalım: KAYNAK

En çok kabul gören teoriye göre Evren’in genişlemesi sürecek ancak giderek yavaşlayarak ve giderek soğuyarak… ‘Büyük soğuma’ adı verilen bu teoriye göre soğuma, ısı enerjisinin kalmayacağı ve moleküllerin durduğu mutlak sıfır noktasına (0 Kelvin, – 273.15 C) kadar devam edecek ve her şey bu durumda son bulacak. ‘Büyük Büzüşme’ adı verilen teoriye göre ise çekim gücü her şeyi yavaşlatacak ve evren kendi üstüne çökecek. Benzer bir teori olan ‘Büyük Zıplama’ teorisi, evrenin genişlemesini tamamlayınca daralmaya başlayacağını ve bu daralmanın sonunda yeni bir Big Bang (Büyük patlama) meydana gelerek yepyeni bir evrenin oluşacağını öngörüyor.

Bu iki teorinin tersi olarak adlandırılabilecek ‘Büyük Yırtılma’ teorisine göreyse gizemli ‘kara enerji’ evrenin giderek daha hızlı genişlemesine yol açacak ve evren dağılacak.

Eğer kıyameti Evren’in değil de Dünya’nın sonu olarak düşünüyorsak, bilim bu konuda da karamsar. Kesin olan bir şey varsa o da evrenin sonundan çok önce Dünya’nın sonunun Güneş tarafından getirileceği. Güneş’in merkezindeki çekirdek füzyonu sona erdiğinde, çekirdek büzülürken, yıldızı saran hidrojenin büyük bölümü helyuma dönüşecek. Bu süre içinde Güneş giderek genişleyerek ‘Kırmızı Dev’ adı verilen dev yıldız formunu alacak. Bu genişleme sırasında Güneş’in çapı Mars’ın yörüngesinden bile daha büyük olacak. Dolayısıyla en yakın dört gezegen olan Merkür, Venüs, Dünya ve Mars, Güneş tarafından yutulacak. Güneş son aşamada kendi içine çökerek yaşamını şimdi olduğundan da küçük bir kütlede beyaz cüce adı verilen ölü bir yıldız olarak sürdürecek. Ancak bu aşamaların hiç birine biz şahit olamayacağız. Şu anda 4.6 milyar yaşında genç bir yıldız olan Güneş, yaklaşık 7 milyar yıl sonra genişlemeye başlayacak. Güneş’in beyaz cüceye döndüğündeki yaşı ise 12.4 milyar yıl olacak.

Özetle bilim adamlarına göre: Yaklaşık 13 milyar yaşındaki evren bir bu kadar daha yaşayacak. Evrenin sonu soğuyarak, büzüşerek, yırtılarak ya da yeni bir Büyük Patlama’yla olacak. Güneş’e daha 7-8 milyar yıl ömür biçiliyor. Güneş sonunda, önce Mars’ın yörüngesi kadar genişleyecek. Sonra büzüşerek cüce bir yıldıza dönüşecek. 10 km çapındaki bir meteorun çarpması ile Dünya’da hayat son bulabilir. Dinozorların sonunu böyle getirmişti ama bu görünür gelecekte beklenmeyecek.  Sönmüş yıldızların birbiriyle çarpışmaları sonucunda oluşan Gama ışını patlamaları insanlığın sonunu getirir mi? Çok düşük bir ihtimal.  Görünür gelecekte kara delikler Dünyamız için bir tehlike değil.   Dünya’nın sonu, küçük bir ihtimalle de olsa bir süper volkan ile gelebilir. Dev bir meteor çarpışması ile oluşacak mega tsunamiler, Dünya tarihinde bir kaç kez yaşandı. İnsanlığın tamamını yok etmesi küçük bir olasılık ama milyonların ölümüne neden olacak salgınlar sık görülüyor ve görünecek. Önlem alınmazsa küresel ısınma insanlığın karşısındaki en büyük tehlike ...
« Son Düzenleme: 14 Haziran, 2010, 09:06:58 Gönderen: SEVDA-CRAZY-WOMAN » Kayıtlı


 



*** PaYLaSıMLaR öDüLLeNDiRiLDik Ce CoGaLıR *** SuaN VeReBiLeCeGiNiZ eN GüZeL öDüL *** SaDeCe BiR TaNeCiK YoRuMDuR ***.
gunesgozlu
Jr. Member
**

Karma: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 73


« : 15 Mart, 2010, 07:03:27 »



Evrenin oluşumu hakkındaki görüşler iki farklı anafikir etrafında toplanır. Birinci görüş, evrenin kör bir tesadüfün zaruri neticesi olarak ezelden beri mevcut olduğu, ikincisi ise evrenin zamanımızdan bir süre önce büyük bir patlamayla birlikte yaratıldığıdır. Bu görüşlerden ikincisi, bir Yaratıcı'nın var olduğu anlamına geleceği için Darwinistler ve materyalisler tarafından uzun yıllar kabul edilmek istenmemiştir. Ancak, ortaya konan güçlü bilimsel deliller, günümüzde artık tüm bilim çevrelerince evrenin yaratıldığı gerçeğinde birleşmektedir. Nitekim bu görüşe göre, evren Big Bang adı verilen büyük bir patlama ile yaratılmış ve zaman da evrendeki 4. boyut olarak bu büyük patlama anında ortaya çıkmıştır.

Ünlü bilimadamı Albert Einstein, bugüne kadar tarif edilen evren modellerinden çok daha farklı bir evren tarif etmiştir. Zira bugüne kadar 3 boyutlu olarak tarif edilen evren, Einstein’ın zaman boyutunu da dahil etmesiyle dördüncü bir boyut kazanmıştır. Böylece artık içinde bulunduğumuz evren, uzay-zaman evreni olarak tanımlanmaya başlanmıştır. Yani salt tek başına uzay diye bir mekan mevcut değil, "Uzay-Zaman" boyutu hakimdir. Nasıl uzayın 3 boyutundan biri olan yüksekliğini çıkarırsak uzay, uzay olma özelliğini kaybeder ve 2 boyuta düşerse, aynı şekilde uzayın 4. boyutu olan zamanı da uzaydan soyutlayamayız. Çünkü bu 4 boyut, adeta birbirine kenetlenmiş gibi birbirinden ayrılmaz bir haldedir.

Ancak uzayın 4 boyutlu olma özelliğinde göz önünde bulundurulması gereken önemli bir nokta vardır. Bu, Big Bang (Büyük Patlama) ile zaman ve mekanın birlikte yaratılmış olmasıdır. Bir başka deyişle maddenin yaratılmaya başladığı an, "zamanın da yaratıldığı an"dır.

Büyük Patlamanın gerçekleşmesinden sonraki her an, evrenin yoğunluğu, evrendeki sıcaklığın kaç derece olacağı, genişlemenin ne hızda gerçekleşeceği ve hangi parçacıkların oluşacağı sayısız detay, maddenin oluşabilmesi için son derece kritik hesaplarla belirlenmiştir. Her bir parçacığın nasıl bir rota izleyeceği dahi önceden tespit edilmiştir. Patlamadan sonra herşey son derece kontrollü gerçekleşmiş ve bu düzenin sonucunda madde oluşmuştur. Aynı şekilde, madde ile birlikte zaman da yaratılırken, zamanın ne hızda akacağı ve ne gibi özellikler göstereceği gibi konular da yine aynı Yaratıcı tarafından önceden planlanmış ve belirlenmiştir.

Nitekim zamanın hızının Allah (c.c) tarafından belirlendiği ve uzay ortamında farklılaştığı, ay ile dünya arasında görülür. Ay’ın ışığı Dünyamıza yaklaşık bir saniyede gelir. Bu durum Ay'ın bizden bir ışık hızı uzaklıkta olduğunu gösterir. Bir başka deyişle Ay, bizden yaklaşık 300.000 km. uzaklıktadır. Güneş ise dünyadan yaklaşık 8 dakika ışık hızı uzaklığındadır. Ancak burada şu noktaya dikkat edilmelidir. Güneşin bizden 8 dakika -ışık hızı- uzaklığında olduğunu söylerken, aslında güneşin 8 dakika önceki halini görüyoruz demektir. Bilim adamları bu durumu şöyle bir örnekle açıklarlar:

1987 yılında meydana gelen bir süpernova patlaması dünyadan 170.000 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızda gerçekleşmişti. Yani 1987 yılında görülebilen bu olay, aslında o günden 170.000 yıl önce gerçekleşmişti. Ama bu olayın görüntüleri uzaklık sebebiyle bize ancak o gün ulaşabilmişti.

Buradan çıkan sonuç şudur: Eğer dünyadan 3000 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldıza bir anda gitme ve oradan dünyayı gözlemleme imkanımız olsaydı, Dünya’nın bundan 3000 yıl önceki halini seyretme olanağı bulacaktık. Ama bu, dünyada yaşayan kişiler açısından hiçbir şey değiştirmeyecektir. Çünkü onlar yine kendi zaman ölçüleri içinde yaşamlarını sürdürüyor olacaklardır.

Ama bu noktada şunu da unutmamak gerekir ki, bu mümkün değildir. Çünkü insanın 3000 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldıza bir anda gidebilmesi için, ışık hızından 3000 kat daha hızlı hareket etmesi gerekir. Kaldı ki Einstein’a göre insan gibi belirli bir kütlesi olan cisimler için ışık hızını değil 3000 kat aşmak, ışık hızına ulaşmak bile mümkün değildir.

Tüm bunların yanısıra zamanın daha iyi anlaşılması için bilim adamları, evrenin geçmişine giderek düşünmeyi önerirler. Nitekim bu görüş doğrultusunda düşünüldüğünde, bilim otoriteleri tarafından evrenin yaratılış anı olarak gösterilen Big Bang’den önce, ne madde, ne de zaman ile karşılaşılır. Yani ortada yalnızca büyük bir "hiçlik" ortamı vardır. Patlamadan sonra ise bu hiçlikten sınırsız büyüklükte ve sınırsız bilgi yüklü bir evren meydana gelmiştir. Nitekim Büyük Patlamaya çok yakın bir durumda, zaman kavramı anlamını kaybeder. Bir başka deyişle zaman aynı madde gibi yoktan var edildiğinden, büyük patlamadan önce zaman kavramı da yoktur. Günümüzün ünlü bilim adamlarından Stephen Hawking ve Don Page ".....emin olabileceğimiz tek şey zamanın bir başlangıcı olduğu..." (Stephen Hawking, Evreni Kucaklayan Karınca, syf. 137) ifadesiyle önemli bir noktaya dikkat çekerler.

Alıntı

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!